Sevgili Tangoseverler. 2 hafta kadar önce son Kolektif toplantımızı yapmış ve amaçlarımız, yapmak istediklerimiz hakkında konuşmuştuk. Okullar tarafını seslendirmeye çalışan hocamız ve arkadaşımız Macit Şirin ile sohbetimiz son toplantımızdan sonra da devam etti, bizlerle deneyimlerini paylaştı ve bu vesile ile yapmaya çalıştıklarımızı yeniden gözden geçirmiş olduk. Okullar açısından görüşleri özetleyeyim sizlere: ” Tango’nun tanıtımını, eğitimini, organizasyonunu, milongasını, festivalini zaten okullar yapıyor ve buradan geçimlerini sağlıyorlar. Siz kolektif olarak bunları yapmaya kalkarsanız ve bir de çok ucuza ve hatta bedavaya bu hizmetleri sağlarsanız haksız rekabete neden olursunuz. Okullardan öğrenci veya müşteri alır ve onların gelirini baltalarsınız. Okul sahipleri bunu hobi olarak yapmıyor, risk alıyor, iş kuruyor, işyerini geçindirmeye çalışıyor, uzmanlığını geliştiriyor, uzmanca eğitim ve hizmet sağlıyor. Bu eğitim verebilirliğin de kuralları ve şartları var. Federasyona veya MEB’e bağlanmak gerekiyor; bunlar da emek ve maliyet. Kolektifinizi veya derneğinizi kurun, ama okullara rakip olmayın. Bu gibi çalışmalar çok iyi niyetle ve ideallerle başlayıp sonra istenmeyen noktalara gelebilir. Gerçekten yapmaya başladığınızda yazdıklarınızın da söylediklerinizin de dışında başka şeylerin içinde kendinizi bulabilirsiniz. Okullara faydası olacağını söyleyeceğiniz şeyler tam tersine dönebilir. “

Mot-a-mot olmasa da yaklaşık olarak aktarmaya çalıştım okullar açısından görüşleri. Tangoya yıllarını ve emeğini vermiş tüm arkadaşlara ve okul sahiplerine de saygımız var. Ancak kolektif tarafının görüşlerini de burada sizlerle ve okul sahibi arkadaşlarla paylaşmalıyım. Bu görüşler çatışmalara neden olabilir, ama hepimiz için gereklidir ve açık bir biçimde dile getirilmelidir :

1- Maliyet

Bir tangocunun düzenli ders alması, atölyelere katılması, festivallere katılması, milongalara gitmesi, ayakkabı ve kıyafet almasının yıllık maliyeti 5 ile 10 bin TL arasında değişiyor. Doğal olarak Tangocunun gelir durumunun iyi olması gerekiyor. Bu şartlarda emekli, çocuk okutan, öğrenci, dar gelirli insanlar Tango’ya başlamaya bile cesaret edemiyor. Başlasa bile kolayca sürdürülebilir olmadığını görüyor. Bu yaşam biçimi için hayat boyu harcama yapmak gerekiyor. Oysa dayanışma halinde maliyetleri azaltarak çoğalmamız mümkün. Çok insanla ve bolca dans etmeden, kilometre yapmadan Tango öğrenilmiyor. Bu süreye ve buluşmalara paralel olarak da maliyetler artıyor. En çok da pahalı mekanlara verilen kiralara gidiyor harcamalar. Okullar da kazanmıyor, ev sahipleri kazanıyor.

2- Katılımcılık

Uzun süredir Tango yapan bir insan için hayat boyu pasif bir müşteri olmak bıktırıcı bir durum, şeyh-mürit ilişkisi de seçenek değil. İnsanlar “Birey” olmak, rol ve sorumluluk almak ve yaşamını eline almak isteyebilir. Nasıl bir organizasyon ve Milonga istediğine, hangi tekniklerde eksik olup kendini geliştireceğine, hangi stili adapte edeceğine, hangi maestroyu davet etmek istediğine karar verebilir. Bunun için herkes de Tango okulu kurmak zorunda değil, ama alternatif bir yönteme, kanala ihtiyaç var. Öyle bir kanal ki kendisinin de söz hakkı var, katkısı var, yeri var.

3- Kaynaşma

Okullar kendi içlerine kapalı topluluklara dönüşebiliyor. Gittikleri organizasyonlarda da insanlar sadece birbiri ile dansa kalkıp diğerleri ile kaynaşamıyorlar. “Cabaceo-Mirada” adabı bir türlü çalışmıyor. Hatta bu yüzden de birbirlerinin Milongalarına ve organizasyonlarına katılamıyorlar. Okullar arasında sıkça rastladığımız rekabete veya kişisel çatışmalara dayanan kırılmaların yükünü Tangocular ve öğrenciler çekiyor. Kırılmalar kişiler arasından gruplar arasına dönüşebiliyor.

4- Öğrenme Biçimi ve Bilgi Paylaşımı

Tango öğrenmek sadece bir müfredat ve teknik yöntem konusu değil. Kültürel, sosyal ve duygusal boyutları çok daha önde gidiyor ve Tangoyu var ediyor. En sıradan biçimlerde başlayanımız bile içindeki sanatçıyla tanışıp ilerilere gitmek ve içeriği zenginleştirmek isteyebilir. Bu durumda Tangoya çok yönlü yaklaşmak ve alışılmışın dışında özgün yöntemlerle çalışmak gerekebilir. Bilenler bilmeyenlere anlatabilir ve bilgilerini paylaşabilirler. Birlikte gelişir ve geliştirirler. Herkes kendi öğrenme biçimine göre öğrenme metodunu yapmak istediği Tangoya göre kişiselleştirebilir.

5- Tangonun Kültür Sanat konusu olması ve Özgürleşmesi

Hep sorduğum soruyu yineleyeceğim. Nasıl oluyor da bu kadar kişiye özel ve çok boyutlu ve derin bir kültür sanat konusu rekabet sporu muamelesi görüyor ve buna göre lisans, sertifikasyon, belge, izin, denetim gibi süreçlere girip çıkıyor? Yarışmak ve şampiyon olmak niyeti ile kaç kişi Tangoya başlıyor? Biraz daha iplerin serbest bırakılması gerekiyor. Sınırlar koymak ve tek model varmış gibi yaklaşmak sanatı öldürüyor. İnsanlar kendi tanımlarını ve yaklaşımlarını konuşabilmeli, paylaşabilmeli, farklı üretimlere de yer açılmalı. Endüstriyel yaklaşımların, monopolizmin Tangoda yeri olmamalı. Tango bir sanattır ve her “Birey” kendi Tangosunu yaratabilir.

6- Devlet ve Yerel Yönetim Desteği

Göstermelik bir dernek değil, gerçek bir kolektif olunduğunda destek mekanizmalarına da ulaşmak mümkün oluyor. Devlete ve yerel yönetimlere ait çok mekan var. Tangocunun en çok ihtiyacı olan ve en pahalı olan şey: Mekan. Biz yeter ki yan yana gelelim ve bir şeyler yapmak isteyelim, kaynak var. Tangocular ev sahiplerine, ekipmanlara ve etkinliklere çuvalla para vermek zorunda değiller.

7- Okullar ve Kolektif(ler)

Tango okulları daha çok insanın Tango ile tanışması ile beslenir ve ayakta kalırlar. Festival yapmak için 4 mevsim var, İzmir’de bir festivali de kolektif olarak yapabiliriz. Haftanın yedi günü var, farklı günlerde milongaları ve practicaları planlayıp insanların seçenek sahibi olmalarını sağlayabiliriz. Bir öğrenci kolektifte kaynaşma, katılım, sık pratik, özgünlük, çeşitlilik konularını çözerken bir okulda da tarzını beğendiği hocadan ders alabilir ve farklı günlerdeki etkinliklerine de katılabilir. Kolektifin “Müşteri”, “Pazar payı” gibi dertleri olmaz, tam tersine Tango yapanların sayısını arttırmaya ve Tango kültürünü yaygınlaştırmaya çalışır. Okulların zaten yapıyoruz dedikleri etkinliklerin ve eğitimlerin sınırları belli ve maliyetleri var; herkese açık değil, engelli koşu gibi. Sınırları ve engelleri koyanlar da maalesef bizzat Tangocuların kendileri.

8- Rekabet ve Dayanışma

Okulların “Kolektif olarak eninde sonunda rakip olacaksınız” düşüncesi benzer etkinliklerin yapılacak olması ile ilgili doğru, ama Tangonun ve Tangocunun ihtiyaçları ve gelişimi açısından kolektife gerek var. 20 yıldır Tango eğitimi verilen bir şehirde statik 200 kişilik pasta olarak kalmış olmanın nedenlerini anlamak lazım, Tango topluluğu neden büyüyemiyor? Bu şehirde 4.5 milyon insan var. Tangonun içinde daha çok insana yer açılabilir, imkan verilebilir. Ancak o zaman Pastanın Dilimi olmaktan kurtuluruz. Daha çok okul, daha çok eğitmen, daha çok organizasyona da ihtiyaç duyulur. Maddi ve manevi olarak dayanışma kültürünü rekabetin yerine koyabilmeliyiz. Tango birkaç kişi tarafından değil, tüm şehir ve kurumlar tarafından sahiplenilir ve desteklenebilir. Çok sayıda iyi örnek var etrafımızda benzerlerini başaran. Acele etmeden, küçük adımlarla biz de bu noktalara gelebiliriz.

Şimdilik bu kadar, sevgiyle kalın.

Aren

Kategoriler: Genel

1 yorum

Sinan · 2 Ekim 2020 15:14 tarihinde

👏👏👏👏👏👏

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir