Karantina Günlüğü’ne hoş geldiniz!

Bebek anne karnındaki 18. Haftasından itibaren sesleri duymaya başlar. Doğal olarak da en çok hissettiği ve duyduğu şey annesinin kalp ritmidir. Bu süre boyunca dünyaya ait tüm duyguları annesinin kalp atışı ve hormonları üzerinden almaya başlar. Annesi kendi ruhunda gelişen, kendi varoluş süreçleri içinde oluşan kişiliği ile hayata ve olaylara yaklaşır, duygu biriktirir ve içindeki canlıya kalbi ve kimyasalları ile aktarır.

İmajda yaşa göre dinlenme halindeki kalp ritminin erkekler ve kadınlar için sınıflandığı bir tablo var. Zorlanmadan çalışan, sağlıklı bir kalbin yavaşken dahi vücuda güçlü bir şekilde kan pompalayabilmesi gerekiyor. Kaplumbağaların uzun yaşamalarının nedeni kalplerinin yavaş olmasıdır, kardiyologlar beta blocker reçetelerken bu örneği verirler. Spor yapanların kalp kasları güçlü ve damarları açık olduğu için olduğu için yavaş çalışırken dahi vücutta gerekli kan dolaşımını sağlayabilirler.

Önce birkaç farklı kalp ritminin olduğu, muhtemelen film efektlerinde kullanılmak üzere hazırlanmış bir kolajı dinleyelim. 40 BPM ve 70 BPM’leri dinlemenizi öneririm. Efektlerin altlarında yazıyor. Seslerdeki uzamalara, rezonansa ve reverbe de dikkat etmenizi öneririm, vuruşlar anlık değil, vuruyor ve uzuyor. Etkisi devam ediyor, salınım yapıyor.

Ninnilerin sürati ile bu BPM’leri (Beat Per Minute/Dakikalık vuruş) ve ses salınımlarını da karşılaştırın. Neden yavaş ve neden yavaşlatıyor? Ses rezonansının manyetik etki yaratarak kalp hızını da nasıl düzenlediğini anladınız mı? Bu manyetik çekim elde olmadan, kimyasal bir şekilde vücuttaki sıvı akışını ve hormonları etkiliyor, biorezonans tedavisinin arkasında da bu var, kulağımızla duymuyoruz belki ama vücudu saran bir manyetik alan ile akış ve ritim düzenleniyor, blokajlar dağıtılıyor. Aşağıda çok eski bir İtalyan ninnisi var. Gitarın ve insan sesinin ritmine, her vuruştan sonraki ses rezonansına dikkat edin. Bebekleri sakinleştirmek ve uyutmak amaç. Yani anne karnına çağırmak.

Bir sonraki aşamaya geçebiliriz şimdi. Fransız besteci Bizet’nin Habanerası (Havana folk şarkısı), Milonga’nın ve Tango’nun atası kabul ediliyor. Carmen operasının içindeki “L’amour est un oiseau rebelle” (Aşk isyankar bir kuştur) Aria’sı. Kalp ritmi, ninni ve habanera arasındaki ilişkiye odaklanalım şimdi. Habanera’nın 2/4l’ük ölçüsü var, Milonga’nın atası. 1874’te bestelenmiş, 75’te performansı yapılmış, aldığı sert kritiklerden sonra Bizet çok üzülmüş ve aynı yıl, 36 yaşında vefat etmiş. Bizet orijinal olarak melodi ve ritmin kendisine ait olmadığını kabul ediyor.

Habanera’yı İngiliz Kraliyet Operası 2013’te yorumlamış.

Şimdi gelelim başka büyük bir Habanera’ya. Çocukluğundan beri sırtında gitarı ile Küba’yı gezerek müzik yapan, böylece geçimini sağlayan Kübalı ozan Maria Teresa Vera’dan (1895-1965) Veinte años (20 yıl).

Çok fazla yorumu var bu parçanın, ancak yenilerde tanınan bir aile var ki bize başka bir fikir de verebilir. Isaac ve Nora kardeşleri dinleyelim bu Habanera ile. Bu kadar küçük yaşında aynı ruhu aynı ritmi, aynı hüznü anlayabilmesini ve anlatabilmesini nasıl açıklayabiliriz? Bunları öğrenecek kadar uzun yaşamadı ki! Carl Gustav Jung’un Kollektif Bilinçdışı (Collective Unconscious) diye açıkladığı şey. Aynı insan ruhundan, aynı kalpten, aynı anne karnından geliyoruz hepimiz. Paylaştığımız bir bilinçdışı var ve hazır bilgi ile doğuyoruz.

Aynı şarkının Xiomara Vidal yorumunu da dinlemelisiniz. Çünkü Habanera ritmini çok net hissettiriyor ve en başında da “Original Habanera” diye duyuruyor.

Bir erken dönem Milongası dinleyip dansını da izlemeye geldi sıra. Habanera’dan Milonga’ya geçişle ilgili iyi bir örnek Milonga Sentimental. 1931 Sebastian Piana bestesi, Francisco Canaro (1888-1964) tarafından 1933’te kayıt altına alınmış. Vokalde Ernesto Fama var. Büyük Maestro El Flaco Dany’i (1936-2019) izliyoruz. Snake Walk ile bilinen üstad bir röportajında dünyada Buenos Aires’ten sonraki en önemli Tango merkezinin İstanbul olduğunu söylemişti. Gurur verici! Kendisinin Tango hocası olmasını ise Carlos Gavito (1942-2005) sağladı. İtalya’da hocalık yapacağı bir yer ayarladı, uçak biletini aldı ve cebine de para koydu gönderdi Buenos Aires’ten.

Yine Franciso Canaro orkestrasından Silueta Porteña’yı dinliyoruz. 1936 kaydı, Roberto Maida seslendirmiş. Chicho ve Juana’nın 2010’da Moskova’daki danslarını izliyoruz.

Juan D’Arienzo (1900-1936) orkestrası da aynı yıl parçayı Walter Cabral seslendirmesi ile yorumlamış. D’Arienzo 1935’te erken Golden Age dönemine hızlı ve enerjik yorumu ile giriş yaptı, tangonun en üretken ve en güçlü ismi haline geldi. Aynı yıl çalmış olmalarına rağmen süratleri birbirinden çok farklı. Damian Rosenthal & Vanessa Fatauros çiftinin 2013’te Hollanda’daki performanslarını izliyoruz.

Anne karnından tangoya kadar ritmin seyahatini kısaca örneklemeye çalıştık, yarın görüşmek üzere.

Kategoriler: Tango Felsefesi

0 yorum

Bir cevap yazın

Avatar placeholder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir