PARTE 7 (LUGARES DE BAILES) – (COMO LLEGÓ EL TANGO A PARÍS) | Milonguero Porteño

Bu yazıyı geçici olarak kaleme alıyorum. Tango’nun Dönemleri hakkında yazmadığımı yeni fark ettim. Daha sonra geniş kapsamlı bir yazı serisi hazırlayacağım, ama İzmir’de DJing ve Tango Müziği atölyelerimiz devam ederken de durumu kurtarmam gerekiyor. Yanlışım olursa affedin. Kaynaklar, yorumlar ve benim tercih ettiğim yaklaşımlar arasında kimi zaman tutarsızlıklar oluyor. Tarih, sanat ve sosyal bilimler konuları da genellikle böyle işte, sınırları belirsiz, bulanık, iç içe. Kaynakların bağlantısını da buraya yerleştiriyorum. Neticede bizim yaptığımız daha önceki çalışmaların bir daha derlenmesi, yorumun yorumu…

Tango Kaynakça (Resources)

Caminito Spotify Hesabında 2000 kadar Tango Dönemlerine ve Vals ve Milonga türlerine göre tasniflenmiş tanda var. Arşiv niteliğinde olduğu için iyi ile kötü her şey karışık burada. Ancak düzenlediğimiz geceleri ve practicaları da burada tutuyoruz ve burada yeni tanda düzenlemeleri de yapıyoruz. Birkaç yüz ayrı tanda da bu gecelerden çıkar ki görece olacak daha iyiler seçilmiş oluyor Practica/Milonga playlistlerinde. Ayrıca Cortinalar ve Swingler de tasniflenmiş olarak duruyor. DJ’lerin esnek bir biçimde yararlanabilmelerini ve rahatlıkla müzik yapabilmelerini hedefledik.

CAMINITO SPOTIFY

İlk Tangolar – 1895 Öncesi

Belgelenmesi zor görünen, karmaşık bir dönem, söylentiler üstüne yazılar yazılmış gibi. Göçmenlerin yaptıkları müzikler var, Payada, Candombe, Afrika Müzikleri, Polka, Valsler, Flamenco, Tarantella çalınıyor. Sokakta çalınabilir, taşınabilir enstrümanlar çok etkin, orkestra düzeni yok. Gitar, keman, klarnet, flüt, akordeon kullanılıyor. 1870’lerden 1895’e kadarki döneme “Tango Rivayetleri” dönemi desek belki daha doğru olur.

Guardia Vieja (Eski Tüfekler) – 1895 – 1917

Aslında sadece eskiler demek geliyor içimden. Birisi “Guardia” kelimesini Tüfek diye çevirmiş olmalı, Yeşim Narter olabilir, hatırlamıyorum, ama “Muhafız” diye çevirmekten çok daha uygun geldi. Çevirenin diline sağlık ama çeviriden ziyade anlama bakmak lazım. “Eskiler” tek başına yeterli bence. (Yeşim hocam yanlışım varsa düzeltirseniz sevinirim.)

Tangonun daha belgelenebildiği, notalarının, bestelerin sahiplerinin daha belirgin olduğu dönem. İlk ünlü, hatta uluslararası Tango parçaları bu dönemde ortaya çıkıyor. Don Juan, El Choclo, El Enterriano, La Morocha gibi…. Milonga’dan Tango’ya geçiş başlayıp, Tangonun özgün formu kendini göstermeye başlıyor. Hatta La Cumparsita da bu dönemin sonlarında 1917’de besteleniyor, Roberto Firpo düzenlemesini yapıyor. Ancak dönemin diğer milongaları gibi o da “Tango Milonga” diye 2/4’lük olarak yazılıyor, çalınıyor ve yorumlanıyor. Tango 2 zamanlı bu dönemde. Firpo, Canaro ile beraber bu dönemde geleneksel, basit sınırları olan tangoyu popüler hale getirmek için çok sayıda kayıt yapıyorlar.

 

Guardia Nueva (Yeni Tüfekler) – 1917/1925 – 1952/1955

1917’de Carlos Gardel “Mi Noche Triste” ile ilk sözlü tango kaydını yapıyor ve 1935’te ölümüne kadar Tangonun popüler olmasını, kitlelere ulaşmasını sağlıyor. Gardel’in Tango Devriminde sadece bir vokal ve bir gitar var.

1925’te ise konservatuar mezunu olan Julio de Caro ilk defa okullu Tango orkestrasını kurarak armoni kuralları ile orkestral düzenlemeler yapıyor. Tango’yu 2 değil 4 zamanlı olarak notalıyor ve yorumlamaya başlıyor. Orkestrasında önce Luis Petrucelli ardından da Pedro Maffia ve Pedro Laurenz ile bandoneonun gücünü arttırıyor. Bandoneon tangoya 1910’da katılmasına rağmen çalınma güçlüğünden dolayı yaygınlaşması zaman alıyor.

Pedro Laurenz ve Pedro Maffia’nın düet bandoneon ile 1926’daki La Cumparsita kayıtları. Her iki bandoneonist de Julio  De Caro orkestrasındalar. 

1926 da çok önemli, çünkü ilk defa daha kaliteli kayıtlar yapılabilmeye başlanıyor. Biz bu tarihten sonraki kayıtları Milongalarımızda çalabiliyoruz.

Aslında 4 zamanlı yazılsa da bu Erken Dönemde 1. ve 3. vuruşlar daha güçlü olduğu için 2 zamanlı gibi geliyor kulağa. Yine de “Tango” ve “Milonga” arasında çizgi çizilmiş oluyor ve “Milonga”, Tango’nun atası olarak yerini alıyor.

Başlangıcın 1917-1925 gibi birleşik verilmesinin sebebi bu iki önemli adım. Ayrıca bu iki dönem arasında kurulan çok sayıda tipik orkestra da Tangoyu daha dans edilebilir hale getirdi, uluslar arası bilinirliğini artırdı, tangoyu salonlara taşıdı, salon adabı ve ritüelleri gelişmeye başladı. Tango Avrupa’ya ulaştı, orada da orkestralar kurulmaya ve dans edilmeye başlandı. Şarkı sözleri daha önemli ve daha salona uygun hale gelmeye başladı. Lunfardo (Argo) sözlerden romantik, melankolik sözlere geçiş başladı.

Guardia Nueva, Golden Age’i de içine alır. Ancak Spotify hesabımızda sınıflarken Golden Age öncesi döneme Guardia Nueva dediğim için sanki kısa bir dönemmiş gibi göründü, onu da ilk fırsatta düzelteceğim. Pre-Golden Age demem lazım herhalde. Önerilerinizi yazarsanız değerlendiririm.

Tarihlemelerin ardında birçok sosyal, sınıfsal hareketler olsa da ben daha çok teknik yaklaşımları, ya da sonuçları tercih ediyor, ona göre sınıflamaya çalışıyorum. Bu konuları ve müzikal sonuçlarını kapsamlı yazılarda ele alırım, şimdilik sözümüzü tutalım ve günü kurtaralım.

1935’ten itibaren Juan D’Arienzo’nun ritmi güçlendirip 4 zamanlı müziğin hakkını vermesi ve tempoyu hızlandırması ile birlikte dans da çok hareketli hale geldi ve yaygınlaştı. D’Arienzo iyi bir kemancı ve kemanda stacato ile ritme destek veriyor. bir taraftan da ritmin arkasında kalacak biçimde kemanla yumuşak melodiler katarak müzikal kontrası, dolayısı ile müzikal dinamizmi artırıyor.

1940’da Carlos Di Sarli’nin melodik kayıtları popüler hale gelmeye başladı, ritmi oldukça dengeli ve net olmakla birlikte D’Arienzo gibi sert değildi. Melodinin ritmin önüne geçmesi ile birlikte “Müzikal Cümleler” önem kazandı. Di Sarli piyanist. Melodileri, cümleleri piyano ile yumuşak biçimde birbirine bağlıyor. Di Sarli global krizden kaynaklanan ekonomik nedenlerle stüdyo kayıtlarına 8 yıl kadar ara vermiş ve 1939’da stüdyoya geri dönebilmişti. Aşağıdaki parça 1940 kaydı, D’Arienzo’nun döneme olan etkisi ile ritmi çok kuvvetli.

Ancak bundan sonra aşama aşama daha lirik ve melodik kayıtlar yapmaya başladı. Şimdi dinleyeceğimiz “Junto a Tu Corazon” 1942’den. Vokalde Alberto Podesta var. Sürati düşürüp melodinin etkisini yukarı çıkarıyor.

1941’den itibaren Anibal Troilo’nun kayıtlarında armonik yapının, ses renginin gücünü, enstrümanlar ve melodik yorumlama içindeki dinamizmi daha iyi hissetmeye başlıyoruz. Ancak müzisyenler tarafından çok güçlü bulunan bu özellikler dansçılar tarafından karmaşık karşılanabiliyor. Troilo bir bandoneonist, çocukluğundan beri çalıyor. Bandoneon orkestradaki en zor ve en renkli enstrüman. Pedro Maffia ve Pedro Laurenz’den sonra ilk defa Troilo bandoneonu bu kadar etkin kullanıyor ve orkestrada çok daha öne çıkarıyor. Hatta 1938-1944 yılları arasında Astor Piazzolla’nın da Troilo Orkestrasında bulunması ile birlikte bu renk, armoni ve yenilik arayışı canlı kalıyor. Aşağıdaki kayıt bir melodik müzisyen, piyanist ve orkestra şefi olan Lucio Demare’nin bestesi “Malena”. Troilo da kendi orkestrası ile 1942’de yorumladı ve Di Sarli’nin döneme olan etkisi ile parçanın melodik unsurları kuvvetli.

Kısacası kimi orkestra şefleri bazı dönemlere damgalarını vuruyorlar ve diğerlerinin çalma tarzlarını da etkiliyorlar. Biz her ne kadar “Gelenekçi, Melodik ve Yenilikçi” diye gruplasak da dönem dönem birbirlerinin tesiri altında diğer ekollerle de tanımlanabilecek yorumlar yapıyorlar. Çizgiler o kadar kesin olmuyor.

1952’de Osvaldo Pugliese’nin La Yumba’sı ile yeni bir ritim ve ses anlayışı daha Tango’ya katılıyor. Aslında De Caro’nun başlattığı 4 zamanlı Tango’nun 1. ve 3. vuruşlardaki vurguya benzer ama ek olarak sürükleme ve bırakma ile elde edilen bir ses özelliği var La Yumba’nın. Eva Peron 1952’de ölünce Juan Peron’un Tango’ya ilgisi ve desteği azalıyor.

1955’te Peron devrilince Peronist tangocular sürgüne gönderilip yerine Rock&Roll müzik devlet tarafından destekleniyor. Tangoya destek azalıyor, hatta yasaklar getiriliyor. Peron neyi desteklediyse askeri junta tam tersini yapıyor.

Golden Age – 1935 – 1952

D’Arienzo’nun “Ritim” devriminden, Pugliese’nin “La Yumba”sına kadarki dönem. En çok çalınan dönem budur milongalarda. 1925 – 1955 arası Guardia Nueva’nın içinde kalıyor. 52-55 arası gri bir 3 senemiz var, ama ben 52’yi referans kabul ettim.

Geçiş Dönemi – 1952/1955 – 1983

Bu döneme de değişik isimler verilebilir, hatta daha çok aralıklara bölünebilir “Geçiş Dönemi”. Ben başlangıç tarihi olarak 1952’deki La Yumba’yı ve yine bu civarlarda Astor Piazzolla’nın dans için değil, konser salonları ve evlerde dinlenmek üzere yapmaya başladığı enstrümantal Tangoyu “Tango Nuevo”yu referans almayı tercih ediyorum. Ritmin yavaş yavaş gerilerde bırakılıp armonik açıdan oldukça zengin, yeni müzikal ve melodik denemelerin cesurca yapıldığı Tango’dan bahsediyoruz artık. “Tango Nuevo” ile Caz ve klasik müzik teorileri ve pratikleri Tangonun içine çok daha etkili bir şekilde giriyor. Milongalar ve dans yasaklandıkça da bu tür öne çıkıyor ve kayıt teknolojilerinin ve medyanın gelişmesi ile dünyayı sarmaya başlıyor.

Bu dönemde Golden Age’den tanıdığımız birçok orkestra da tarzlarını değiştirip yeni denemeler yapmaya başlıyorlar. Dans için değil, dinlenmek için müzik yapıyorlar. Dans salonlarına yasaklar ve kısıtlamalar getirildiği için Tango Müziği artık “Dans Dışı” amaçlarla da yapılmaya başlanıyor. Ama dansçılar bu müziklerle de dans ediyor ve Tipik Tango de Salon veya Milonguero stil yerine “Nuevo” ve “Fantasia” performanslar yapıyorlar. Hatta Milongalarda da çalındığı oluyor, zorlayıcı olsa da talep eden dansçılar ve topluluklar oluyor.

Anibal Troilo ve Astor Piazzolla’nın 1970’te bandoneonları ile düet olarak yaptıkları “El Motivo” kaydında Chicho Frumboli ve Juana Sepulveda performans yapıyorlar. 

Şüpheye ve tartışmaya yer kalmayacak biçimde Di Sarli’nin “Melodikçi” ve Troilo’nun “Yenilikçi” olarak tanımlanmasını sağlayacak kayıtları ise tam da bu “Geçiş Dönemi” içinde. Dönemin daha başlarında 1956’da her ikisinin de yaptıkları birer kaydı dinleyelim.

1983’te askeri junta gidiyor ve tango rahat bir nefes alıyor Arjantin’de. Orkestralar canlanıyor.

Modern Tango – 1983 ve sonrası

Bu dönemin içinde de kategoriler var, ama yıllara ayırmaktan ziyade birbiri ile paralel giden akımlar veya alt türler gibi bakmak lazım. “Modern”i de Piazzolla ve “Tango Nuevo” ile birlikte açmak ve daha erkenden başlatmak lazım aslında. Ama sosyal olaylarla müzikal sınırları çizmeye meyletmemiz teknik bakışımızın önüne geçiyor kimi zaman. Yazdığım başlığa inancım olmasa da günü kurtarıyorum sadece, sizler de bu başlığı geçici kabul ederseniz memnun olurum. Bu bir blog yazısı ve Atölyede kullanılacak, hepsi bu. Aşağıda göreceğiniz gibi 1983 sonrası “Modern” başlığının altına birbirinden çok uzak tangoları almış ve sonra da ayırmış durumdayız.

  • 80’lerden itibaren Piazzolla’nın takipçisi olan Caz ve Klasik müzisyenlerinin sayısı artıyor. Danstan uzak müzikal yorumlar gelişiyor.

  • Golden Age Orkestralarını taklit eden çok sayıda yeni orkestra ortaya çıkıyor.

  • Orkestrası ve dansçısı olan kumpanyalar ortaya çıkıyor. Sahne şovları yapmaya ve turneler yapmaya başlıyorlar.

  • Neo Tango gelişiyor. Elektronik ritim ve enstrümanlarla, yeni sesler katarak düzenli ritmik tango yapıyorlar.


2 yorum

Çağdaş Yet · 16 Şubat 2022 16:37 tarihinde

Müthiş bir anlatım, üzerine Müzik ve Video ile desteklenmiş.
Elinize sağlık.

burtay · 17 Şubat 2022 17:47 tarihinde

Hıh… Günü kurtarırmış… Sana göre öyle…Gene ansiklopedik olmuş. 2-3 defa tekrarlamak lazım. Çünkü bilgiler çok iyi derlenmiş… Değerli bir çalışma…😍

Bir cevap yazın

Avatar placeholder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.