Vegan Olma Nedenleri:

1- Sağlıklı, kronik hastalıklara karşı tedbirli yaşam kalitesi için. (Amerika’da yaygınlaşma nedeni.)

2- Hayvan hakları, türlere saygı, şiddetsizlik ve çevrecilikle ilgili etik nedenler. (Avrupa’da yaygınlaşma nedeni.)

3- Dini inançlar. (Hindistan’da yaygın olma sebebi.)

Vegan Yaşama Geçiş:

Dini ve kültürel nedenlerle doğal yaşam çevrenizde vegan yaşamın içinde doğmadıysanız bu geçiş için bazı seçenekler var önünüzde. Sağlığınız için vücudunuzda alkali ortam oluşturmanız lazım. Hayvansal gıda ile alkali ortam oluşturmanız çok zor. Hayvansal beslenme vücutta asidik ortam oluşturur ve vücudu hastalıklara karşı zayıf duruma düşürür, asidik ortam organlarda ve damarlarda enflamasyona neden olur.

Vegan beslenme herkes için en doğru, en güvenilir, en iyi olan beslenme biçimidir. Kişiye özel durumlar ise alerjiler, hastalıklar, genetik faktörler, çevresel faktörler, ama en çok da kültür, inanç ve alışkanlıklardan kaynaklanır; sağlıklı seçimlerden değil. Mantığınız da vicdanınız da size vegan olmanızı söyleyebilir, ama bunun için çalışmanız ve öğrenmeniz gerekiyor. Besinleri, değerlerini, destekleri ve hangi ihtiyaçları karşıladıklarını bilmeniz ve sağlıklı yaşam biçimi, günlük rutinler ve aktiviteler hakkında çalışmanız lazım. Aksi takdirde bocalayabilir, pes edebilir, zannettiğinizin tersine sağlıksız beslenmeye de başlayabilir, kendinizi enerjisiz hissedebilirsiniz.

A- Sağlık nedenli keskin geçiş: Magnesia Calcine alınarak bağırsakların boşaltılması ile başlanan ve yarım öğün yiyerek neredeyse aç geçirilen 2 günlük sıkı detoksun ardından 15 günlük dikkatli ve seçici bir beslenme aşaması geliyor. Bu ikinci detoks aşaması boyunca hiçbir şımarıklığa yer yok 🙂 Yani alkol, hamurlu yiyecekler, tatlılar, şekerliler, yağlılar vs… kesinlikle yok. Sonra da tüm vegan alışkanlıklarını adapte etmiş oluyorsunuz. Bundan sonra arada bir şımarabilirsiniz. Haftada 1-2 defa az miktarda alkol tüketimi, 1-2 pasta-börek-tatlı kaçamağı mümkün. Bu tarz veganlık geçişleri sağlık nedeni ile yapılıyor. Yani sağlıkla ilgili travmatik deneyimlerden geçmeden pek az insan kötü beslenme ve yaşam alışkanlıklarını terk edebiliyor. Mecbur kalmadıkça bu hızlı geçişe adapte olmak, ikna olmak pek mümkün değil. Ben mecbur kalanlardandım 🙂 şimdi ise kendimi şanslı görüyorum.

B- Aşama aşama veganlık: Önce en kötü olanı bırakmak sonra da diğerlerini bırakmak. Örneğin önce tavuk yemeyi bırakırsınız, 2 hafta sonra eti de bırakırsınız. 2 hafta sonra yumurtayı, 2 hafta sonra da süt ürünlerini yemeyi bırakırsınız, Son olarak balık ve deniz mahsüllerini bırakırsınız. Bu tür geçiş alışkanlıklarından kolay vazgeçemeyenler ama vazgeçmesinin sağlıklı olacağını bilenler için daha rahat, daha stressiz olanı. Sağlık açısından da henüz aciliyet hissetmiyorlarsa o kadar hızlı davranmaya gerek yok. Çünkü her aşamada vegan yiyecekleri de keşfetmek, deneyimlemek mümkün.

C- Etik aydınlanış: Benim bir kuzenim çocukken kurban kesildiğine şahit olmuş ve o anda et yemeyi bırakmıştı. Vegan olmasa da vejetaryen oldu. Birçok hayvan sever de aynı duyguyu yaşıyorlar. Gözleri, duyguları olan başka bir canlıyı yemeyi doğru bulmuyorlar. Ayrıca et endüstrisinin çalışma mekanizmasını keşfettiklerinde de beslenme hakkındaki doğrulara ulaşıyorlar. Bu endüstrinin doğaya ve çevreye verdiği zararları görüyor ve durdurmak gerektiğini düşünüyorlar. Bu yüzden de veganlığı anlatma biçimlerinde acelecilik, anlaşılmadıkları zaman da kızgınlık olabiliyor.

Beslenmede Dikkat Edilecekler:

  • Sadece hayvan hakları için ve etik nedenlerle vegan olanlar kimi zaman vegan yaşamın sağlıkla ilgili gereklerini göz ardı etmekte, işlenmiş ve koruyucu maddeli gıdalara başvurmakta, dengesiz beslenmektedir. Böyle yaklaştıkları için çocuklarına da eksik bilgi aktarmakta ve onların da yetersiz beslenmesine neden olmaktadır. Alınması gereken destekleri (suplementleri), düzenli yememiz gereken protein, vitamin, mineral kaynağı gıdaları, antioksidanları tanımak gerekir. Bunları öğrenmek çok kısa sürer ve yaşamınızda en temel bilgi donanımlarından birine sahip olursunuz, özgürleşirsiniz. Vegan yaşam tarzı hem etik hem de sağlık konusudur, ancak ben çoğunlukla sağlık kısmına değineceğim.
  • Göze almanız gereken en önemli konu yerleşik inançlardan ve alışkanlıklardan vazgeçebilmeniz için niyet koyabilmektir. Çok da sorgulamadan doğru kabul ettiğimiz yaşam ve tüketim biçimleri kültürümüz ve çevremiz ile bize aktarılıyor, damak alışkanlıklarımızı da böyle ediniyoruz.
  • Benim burada önerdiğim beslenme biçimi vücut geliştirme ve rekabet sporları yapan ve buna benzer günlük aşırı bedensel aktiviteye ihtiyacı olan insanlar için de geçerli. Tek farkı miktar olarak daha az tüketip kalori hesabı yapmak zorunda olmayışım. Vitamin, mineral ve protein dengesine çok dikkat ediyorum, ama ağır fiziksel aktivitem olmadığı için kalori hesaplamam gerekmiyor. Karbonhidrat ve yağ da tüketmiyorum, ihtiyacım kadarını zaten tüm besinlerden alıyorum.
  • Sabahları dilinizi dil temizleme aparatı ile birkaç defa temizlemeli, ardından 1 kaşık zeytinyağı ile ağzınızı 20 dakika çalkalamalısınız. Sonra da ılık su içecek midenizi dinlendireceksiniz ve yarım saat sonra da yemeye başlayabilirsiniz. Böylece sindirim sisteminiz rahatlar ve beslenmeye hazır hale gelir.
  • İşlenmiş ve koruyucu madde içeren gıdalardan, tatlandırıcı ve renklendiricilerden ve konservelerden uzak durun.
  • Glutensiz beslenmek ve genetiği değiştirilmiş gıdalardan uzak durmak herkes için daha iyi, sadece alerjisi olanlar için değil. Unlu ve şekerli gıdalardan uzak durun. Kristalize şeker ve sofra şekeri kullanmayın.
  • Günde 2 litreden fazla su içmelisiniz. (Her 10 kilo için 350 ml.) Vücudunuzun talep ettiğinden biraz daha fazla içerseniz iyi olur. Ancak yemeklerden yarım saat önce, yemek süresince ve yemekten 1 saat sonra içmemeli, öğünler arasında yavaş yavaş içmelisiniz. Bu şekilde reflü ve benzeri mide rahatsızlıklarınızdan kurtulabilirsiniz.
  • Yemek boyunca herhangi bir içecek de içmeyin.
  • Yavaş çiğneyin. Öğünler en az 20 dakika en çok 60 dakika sürmeli.
  • Öğünler arasında en az 5 saat en çok 7 saat olmalı. Ara öğün yapmamalısınız, atıştırma alışkanlığınız varsa bundan vazgeçseniz çok iyi edersiniz.
  • Öğlen ve akşam öğünlerinden 30 dk kadar önce bir bardak suya 1 çorba kaşığı elma sirkesi katarak içiniz. Böylece mide asidinizi arttırarak mideyi yiyeceğiniz yemeğin sindirimine hazırlamış olursunuz.
  • Günde 2 öğüne inebilirseniz çok iyi olur; gecikmeli bir kahvaltı ve akşam yemeği. Midenizin ve sindirim sisteminizin çok çalışması değil, dinlenmesi önemli. Hatta arada bir tek öğünlük günlerle veya su orucu ile de (sadece su içerek) metabolizmanızı dinlendirebilirsiniz. Ben henüz bu iki öğünlü sisteme geçtim. Çok yakın bir arkadaşım düzenli spor yapmasına ve çok gelişmiş ve güçlü vücut yapısı olmasına rağmen yıllardır 2 öğünlü besleniyor ve bu sayede birçok kronik hastalığını da ilaca gerek kalmadan yenebildi. Bol ve düzenli spor ve 2 öğünlü bol sulu beslenme ile. Alışkanlıklarından tamamen vazgeçemiyor, vegan olmadı ama hayvansalı azalttı, dana ve kuzu eti yerine de oğlak eti yiyor.
  • Bu az öğünlü veya su oruçlu beslenme tarzına geçebileceğiniz aşama için eski beslenme alışkanlıklarından vazgeçebilmiş olmalısınız. Sürekli kendinizi tok hissediyor olmak zorunda değilsiniz, bu da alışkanlık meselesi. Vücudu dinlemek ve doğru ile yanlışı ayırarak beslenmek ve yaşamak hep alışkanlık.
  • 2 öğüne inmeye karar verdiğiniz takdirde öğünlerdeki miktarları biraz arttırmanız, sabah kahvaltısını geçe almanız, 2 öğün arasını 7 saate sığdıracak kadar dengelemeniz gerekiyor. halsizlik veya şeker düşmesi hissedecek olursanız öğünler arasında çerez ve meyve ile takviye edebilirsiniz.
  • 3 öğünlü beslenmede keten tohumu ve kendir tohumu tüketimini öğlenleri yapıyoruz. 2 öğünlü beslenmede bunu ya sabah kahvaltısı ile birlikte ya da akşamları yapmak gerekecek.
  • Her öğüne 1-2 lokma protein ile başlamalısınız. Vücut kendini protein öncelikli beslenmeye programlıyor.
  • 2 öğün arka arkaya aynı yemeği yememelisiniz.
  • Fazla yemek yememeli, tam olarak doymadan sofradan kalkmak lazım.
  • Öğünlere başlarken ve bitirirken şükretmeyi unutmayın. Olumlu düşünme sağlığımızı güçlendirir.
  • Günde 1 çorba kaşığı kendir (kenevir) ve 1 çorba kaşığı keten tohumu yemekle veya salata ile beraber yenmeli – değirmende çekmek lazım, yoksa sert oluyor.
  • Öğle ve akşam yemeğinden 20 dakika önce Kombucha veya seyreltilmiş elma sirkesi içilmeli. Midede asidi arttırıp sindirimi kolaylaştırıyor.
  • Sofra tuzundan da kaçınıyoruz, yemeklerde Kaya tuzu ve Himalaya tuzu kullanıyoruz diğer minerallerden de zengin olduğu için.
  • Öğünlerde içecek almayın. Öğünler arasında ise az miktarda çay tüketebilirsiniz. Bitki çayları özellikle de Yeşil Çay çok yararlı bir antioksidandır. Rezeneli, zencefilli, limonlu ve naneli diyet çayı içmenizi de öneririz. Sıvı formdaki menengiç kahvesini diğer kahvelere göre tercih etmelisiniz. Menengiç selenyumdan zengin bir bitki. Kahve günde 1’den çok içilmemeli. Çok tuzlu olmayacak şekilde, gerekirse su ile seyreltilerek şalgam suyu veya turşu suyu içebilirsiniz. Maden suyu da içebilirsiniz.
  • Beypazarı veya Kızılay gibi doğal maden suları tüketilmeli. – Doğal Maden Suyu ile Sodayı karıştırmamak lazım – Dikkat! Soda sodyumdan yapılıyor doğal değil, hayvansal gıdalarda olduğu gibi sodadan kaçınmak lazım. Maden suyu ile beraber magnezyum desteğini de almanız iyi olur, vücutta magnezyum emilimini kolaylaştırır.
  • Öğlen ve akşam öğünlerinde yemeklere veya salataya zerdeçal ve karabiber konmalı. Karabiber zerdeçalın etkisini güçlendiriyor.
  • Nane, kekik, karanfil gibi keskin aroması olan baharatların terapötik faydası var. Geçmişten gelen ruhsal sorunları da iyileştiriyor.
  • Günde 1 elma tüketilmeli, tercihen yeşil elma.
  • Orman meyveleri zor şartlarda yetiştiği için güçlü ve yoğun içerikleri vardır, daha çok önerilir: Yaban mersini, karadut, ahududu, böğürtlen, siyah erik, çilek.
  • Hipoglisemi atağı gelirse kabuklu kuruyemiş ile müdahale etmeli, yanımızda badem, ceviz, fındık bulundurmalı. Kuru üzüm değil, kuru üzüm hızlı bir şekilde kana karışır ve şekeri çok yükseltir, sonra da refleksif olarak tekrar hipoglisemiye neden olabilir.
  • Zeytinyağı kullanmak, diğer yağlardan kaçınmak gerekiyor. Miktarını da çok çok düşük tutmalı. Çünkü aldığımız tüm besinlerde zaten yağ var.
  • Kilo almak istiyorsanız yediğiniz meyve miktarını arttırın.
  • Ekmek yasak, zaten karbonhidratı yediğimiz her şeyden yeterince alıyoruz. Ekmek istiyorsak karabuğdaydan veya tam çavdardan ekmek olur. Karabuğday ekmeğinin protein kaynağı olduğunu, çavdar ekmeğin de vücudu temizlediğini aklımızda tutalım.
  • Kabuklu kuruyemişlerden alerjiniz yoksa ceviz, badem, fındık, antep fıstığı yararlı, ancak az miktarda tüketilmeli. Kolesterol sorunu olanlarda daha da az. Kavrulmuş halde ise kanserojen oluyorlar, asla tüketilmemeli.
  • Pekmez ve bal tüketilmemeli. Aşırı şekerli. Balın iyisini, doğalını bulmak neredeyse imkansız. Refleksif hipoglisemiye neden olabilir.
  • Kendi lahana turşunuzu ve diğer turşuları basmayı öğrenin mutlaka, hem kolay hem sağlıklı. Şalgam suyu da içebileceğiniz yararlı probiyotiklerdendir.
  • Ekim aylarında domates ve biber ile 30 hafta tüketeceğiniz kadar menemenlik basın, yemekte ve çorbada kullanırsınız. Önce biraz yoruluyorsunuz ama bir sonraki yaza kadar rahat ediyorsunuz.
  • Elma sirkesi, Kombucha ve Shwasakasan’ınızı çoğaltmayı öğrenin. Çok değerli probiyotikler bunlar, ama bozulursa da tam tersine zarara dönüyor.
  • Hatta şarap içiyorsanız kendi ev şarabınızı yapmayı öğrenseniz veya yapan arkadaşlarınızdan temin edebilirseniz iyi olur. İçinde koruyucu madde olmayacağı için kolay bozulma riski var, öte yandan da daha sağlıklı, baş ağrısı yapmıyor.
  • Ev rakısından sakınsanız iyi olur. Menşei belli olmayan alkoller kullanılıyor ve toksik riskleri fazla.
  • Alkol tükettiğiniz günlerde günlük su tüketiminize ilave olarak içtiğiniz kadar alkol miktarında su da tüketmelisiniz.

Günlük Rutinler:

  • Sabahları ilk işiniz odanızı havalandırmak olmalı. Odanız gözle görünmeyen taneciklerle (maytlarla) dolu. Gün içinde de arada bir odanızı havalandırın.
  • Meditasyon ve/veya yoga yapmanız sizi hem bedensel hem de ruhsal olarak güçlendirir. Gün içinde aralar vererek nefes egzersizleri yapmayı ve mantranızı tekrar etmeyi unutmayın. Ben birkaç aydır meditasyonlarımda “Om namo narayanaya” yı kullanıyorum. Internette çok kaynak bulursunuz bu çalışmalarla ilgili.
  • İdeal olarak bu meditasyonu sesli yapmanız gerekiyor. 130 Hz titreşim ile burundan nefes alıp ağızdan vererek, günde en az 2 defa 15’er dakika süre ile vücudunuzun Nitrik Oksit üretmesini sağlıyorsunuz ve savunma sisteminiz güçleniyor.
  • Meditasyonun ardından gözleriniz hala kapalı iken başınızı sola çevirin, geçmişimle barışığım deyin, önünüze çevirin, bugünümden memnunum deyin, sağa çevirin ve gelecek için umutluyum deyin. Sonra da yaşama teşekkür ederek meditasyonu tamamlayın.
  • Ben sabahları Japon arkadaşlarımdan öğrendiğim Şaman uygulamalarını yapıyorum. Kısacası kedileri örnek alıp bedeni doğal haline bırakmak, ağrı noktalarını rahatlatacak biçimde vücudun kendine masaj yapmasını, esnemesini sağlamak, bunun yanında hımlamak. Gerilme ve rahatlama ile sempatik ve parasempatik sinirleri çalıştırmış oluyorum. Göz kapaklarımız açık da kapalı da olsa gözlerimiz yukarıya doğru bakmalı. Meditasyonu ise öğleden sonra ve akşamları tercih ediyorum.
  • Olumsuz bir durumla veya duygu halinizle karşılaşırsanız önce nefesinize dönün, bedeninizi ve nefesinizi kontrol edin, durumunuzun farkına varın ve kendinize tanımlayın.
  • İnanç konusuna giremeyeceğim, herkesin inancı kendine. Dikkat etmek gereken inandığınız şeylerin iyi taraflarını hayatınıza geçirirken sakıncalarından da korunabilmeniz. Manevi bir yaşamın varlığı insana güç ve huzur verebildiği gibi korku ve huzursuzluk da verebilir. İnanç biçiminizi belirlemek ve duygularınızı yönetmek sizin elinizde. Seçmekte özgürsünüz.
  • Sabah kahvaltısından önce egzersiz yapmak yağ yakımı için çok önemli. İkindi saat 5’te de kaslar çok güçlü olduğu için spora en uygun saat.
  • Sabahları spor, egzersiz, meditasyon, yoga aktivitenizi tamamladıktan sonra soğuk su ile duş almanız dolaşım sisteminiz ve enerji düzeyinizin yükselmesi için çok yararlıdır.
  • Güneşin dik geldiği saatlerde kollarınızı sıyırarak ve mümkünse elleriniz güneşe dönük olarak 20 dakika kadar güneşlenin. Avuç içleri daha açık renkli olduğu için ışınlardan daha çok yararlanırsınız, günlük D vitamini ihtiyacını karşılarsınız.
  • Öğle yemeğinden sonra biraz uyumak vücudu yeniliyor. 5 dakika bile olsa değerli.
  • Ayaklarınızı sıcak ve tuzlu suda 20 dakika kadar bekletin. Bahçeniz varsa ve mevsim uygunsa çıplak ayak ile yürüyebilirsiniz. Deşarj olmanızı sağlar. Evinizde ve ofisinizde de tuz abajurları olsun.
  • Gece saat 22:00’de yatağa gitmek ve en az 7 saat uyumak gerekiyor. Vücudun kendini yenilediği doğal saatler bunlar.
  • Uykudan 1 saat önce ekranla ve elektronik cihazlarla işinizi bitirin ve yatarken yakınınızda manyetik alan yayan hiçbir cihaz tutmayın.
  • Haftada en az 3 en fazla 6 gün yürüyüş yapın. Günlük 45 dakikayı geçmemeye çalışın. Koşuyorsanız saatlik 9 km hızı geçmeyin. Fazlası zararlı. Ama yürümek koşmaktan daha çok öneriliyor. Yüksek ritimli, düzenli kardiyo yürüyüşü ile kalp kasınızı güçlendirmiş oluyorsunuz. Beyninizde hipokampüs bölgesinin gelişmesine de yardımı oluyor ve hafızanız güçleniyor.
  • Mutlaka hayatınızda dansa yer verin. Bedeninizi, ruhunuzu ve zihninizi en güçlü tutan aktivitedir dans etmek. Tango olmak zorunda değil. Flamenco, Salsa, Zumba, halk dansları, modern danslar, Hip Hop, Lindy Hop hepsi olur. Hayatınıza renk ve enerji getirir, bir topluluğun içinde yer alırsınız.

Satın Alma Noktaları:

Biz İzmir’deyiz, ona göre yazacağım, ama benzerleri başka şehirlerde de vardır muhtemelen. Taze ve mevsiminde almaya dikkat edin.

  • Bakliyat için çoğunlukla Kemeraltı’nda Beyaz Tabağa gidiyoruz. Online satışları da var. ( https://beyaztabak.com/ ) Az bulunan bakliyatlar burada her daim mevcut. Fasulye, nohut, mercimek, siyah pirinç, kinoa, hindistan cevizi unu, nohut unu, karabuğday (greçka) ve karabuğday unu, yeşil mercimek unu, fasulye unu, keçiboynuzu unu, kendir tohumu, keten tohumu ve baharatlar vb…
  • Kemeraltı’nda Ümit Kuruyemiş‘ten de baharat ve kabuklu ve kabuksuz kuruyemiş ihtiyacımızın tamamını karşılıyoruz. Kemeraltı’nda Yelken’e de gittiğimiz oluyor.
  • Yine Kemeraltı’nda Kemeraltı Camii’nin karşısındaki aktardan sıvı Menengiç Kahvesi, rezene ve baharat gibi ihtiyaçlarımızı alıyoruz.
  • Tuba Kuruyemişlerden de çekilmiş keten, sağlıklı bitkisel içecekler ve acil gerekirse diğer baharat ihtiyaçlarımızı karşılıyoruz.
  • Migroslardan Lifalif Yulaf, çiya tohumu ve bakliyat ihtiyacınızı ekonomik biçimde karşılıyoruz..
  • Semt pazarlarından taze meyve sebze ve zeytin ihtiyacımızı karşılıyoruz. Kahramanlar Pazarı ekonomik, Alsancak Pazarı çeşit açısından zengin, Kültür Park Organik Pazarı tazelik ve yeşil çeşitleri açısından zengin.
  • Macro Center’dan / Makro Marketlerden egzotik meyve sebze ve bitkisel sütleri almak mümkün. Ayrıca organik, vegan ve glutensiz ürün rafları oldukça iyi düzenlenmiş. Ama pahalı olduğu için ayağımız pek gitmiyor.
  • Metro Marketlerde vegan bölümleri ve katalogları var. Vegan Peynir çeşitleri, bitkisel sütler, falafel, ajvar gibi soslar, zeytin ezmesi, kahvaltı için sürmelikler ve tofu bulunuyor.
  • Kültür Park’ta Çarşambaları Organik Pazar kuruluyor, organik çeşitleri ve otları çok zengin, ayrıca Karabuğday ekmeği ve Çavdar ekmeği bulunuyor.
  • Taşdibi Fırın‘dan online olarak Karabuğday ekmeğini alıyoruz. ( http://tasdibifirin.com/ )
  • Datça Koca Maar Çiftliği’nden badem sütü konsantresini online olarak alıyoruz. ( https://www.kocamaar.com/ )
  • Zeytinyağı’nı eş-dost-akraba çevremiz yolu ile çok güvendiğimiz üreticilerden alıyoruz. İndirim olduğunda da Tariş‘in zeytinyağını tercih ediyoruz.
  • Salçayı tercihen köşe başındaki manavımızdan taze taze alıyoruz. Organik pazarlardan da deneyerek alabilirsiniz.

Çok çok özel ve kısıtlayıcı durumlarınız olmadıkça bu bilgiler herkesi kapsar ve sağlığınıza iyi gelir.

Sevgiler,

Aren Leon


1 yorum

Veganlar için Protein, Mineral, Vitamin Kaynakları - Caminito ART · 11 Mayıs 2021 10:56 tarihinde

[…] içecekler, probiyotikler ve baharatların önemine ve nasıl tükettiğimize daha önceki “Vegan Yaşam, Beslenme, Günlük Rutinler ve Alışveriş” başlıklı yazımda […]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir