Tangocu dostlarım için bu konuda da yazmam gerektiğini düşündüm. Yakın çevreme bilgi ve deneyimlerimi aktarıyorum, ama burada da derli toplu bir şekilde bulunsun aynı içerikler, dileyen herkes erişebilsin. Fonksiyonel Tıp ve Metabolik Balans sistemi ile eşime ve bana verdiği ve vermekte olduğu desteklerden dolayı sevgili Dr. Ece İşgüzar’a çok teşekkür ediyorum. Bize yepyeni bir dünya açtı, sayesinde daha güçlüyüz ve mutluyuz. Kendisinden öğrendiklerimizi insanlarla paylaşmam konusunda da beni cesaretlendirdi. Aşağıda sistemden bahseden Dr Bengisu Özkan’ın 2 dakikalık videosu var. Ancak Ece hanım çok daha fazla yöntemi de harmanlıyor, çok yönlü yaklaşıyor.

Söz konusu Tangocular ve Tangocunun yaşam tarzı olunca biraz daha “Sağlık” konuları öne çıkabiliyor ve ihtiyaç haline geliyor. Çünkü Tangocuların ortalama yaşı diğer dansçılara göre daha büyük. Hayatımızda alkole daha çok yer veriyoruz. Milongalarımız geç saatlere kadar sürüyor, uyku düzensizliğimiz var. Görsel ve işitsel fazla sayıda uyarana maruz kalıyor ve yoruluyoruz. Fazla sayıda sosyal kesişimin içindeyiz, çatışmalar yaşıyor ya da çatışmalara tanık oluyoruz.  Düzensizlik bizim düzenimiz, üstüne üstlük bundan da keyif alıyoruz. Sonra da hayatı dengeleyebilmek için araç gereç yöntem peşinde koşuyoruz. Amacım edindiğim bilgileri, deneyimleri, örnekleri burada sizlerle paylaşmak olacak, Tango kültüründe olduğu gibi bu konuda da bir şeyler çiziktireceğim.

Çok yakınımda ve önemli bir örnek olduğu için motivasyon kaynaklarımdan anneannem Hamdiye (Saraç) Caymaz’dan bahsetmem gerektiğini düşünüyorum. Aile içinde lakabı “Nanune” idi, sevimli ve minik anlamına geliyor. Hicri 1327’de (1909) Musul’da doğdu. İngiliz işgalinin ardından Mardin’e göçtü. Orada evlendi. İlk 3 çocuğu doğar doğmaz öldüler, sonraki 7 çocuğu 4 farklı şehirde doğdular ve yaşadılar. 1937’de Diyarbakır’da Atatürk’ü gördü, resmini her evinde duvara astı ve o heyecanı hayatı boyunca anlattı. Eşi başka yerlerden gelmiş, başka yollardan geçmişti, hayat her nasılsa bu iki birbirine benzemeyen insanı yan yana getirdi ve farklı yaşam biçimlerine rağmen 60 yıl beraber yaşadılar. Eşinin din ile görünen hiçbir bağı yoktu, ama Nanune beş vakit namaz kılardı. Çok farklıydılar ama birbirlerine karışmadılar, ikisi de aile içinde kendi rolünü yerine getirdi. Yaşam tarzlarını ve inançlarını ne birbirlerine ne de çevrelerine empoze etmediler, anlatmaya çalışmadılar. Sadece karşılıklı kabul ettiler. Nanune üç aylarda ve her Cuma oruç tutardı, bazen de nafile orucu tutardı. Yediğinde de az yerdi, yarım insan kadar. Çok yokluk çekti, ama hiç şikayet etmedi. Hiç kimse hakkında konuşmadı, kendi hakkında bile. İyilik yaptığında da sessizce yaptı, kimseye söylemedi. Hep bir bahçe ve bir mutfak arasında yaşadı. çiçeklerine baktı, yemek yaptı, ibadet etti, vakit kalırsa da örgü yapardı, erken yattı, erken kalktı. Az sayıda kıyafeti vardı. Birkaç aile fotoğrafı dışında özel eşyası yoktu, istemedi de, halinden memnundu, huzurluydu. Kendisi 40larda Mersin’e kardeşleri 50lerde İzmir’e göç etmişlerdi, birbirlerini unuttular. Nanune torunlarına tekerleme söylemeyi sever, onları oynatırken gözlerinin içi gülerdi. Doksanlı yaşlarında Mardin’e dönmek istedi. Eşi gibi kendisi de inatçıydı, hatta Caymaz soyadını da eşine bu nedenle vermişlerdi. Çocukları onu vazgeçirmek için savaş çıktığını ve Mardin’in bombalandığını, yok olduğunu söylediler, üzüldü ve kabullendi. 2011 yılında 102 yaşında Mersin’de sessiz sedasız yaşama veda etti.

Biz şanslıydık. Darbe gördük ama savaş ve yokluk görmedik, kaçmak zorunda kalmadık. Kuşak olarak daha iyi eğitim aldık, sanattan, bilimden, dünyadan haberdarız, çok şeye sahibiz. Neden mutlu olamıyoruz? Hasta oluveriyoruz, yatağa, hastaneye, doktora, ilaca düşüyoruz, umutsuzluk ve depresyon yaşıyor, tükeniyoruz. Aramızda bırakıp gidenler, hayattan vazgeçenler var. Yanlış nerede? Eksik ya da fazla olan nedir? Neden değiştiremiyoruz yanlışlarımızı?

İyi olmak, kendini iyi hissetmek, kanaatkarlık, memnuniyet, şükür, umut, mutluluk kavramları hakkında düşünmeye gerek var mı? Ya da hiç düşünmesek de olur mu, sade birkaç dokunuşla yaşamımızı güzelleştirmemiz, şifa bulmamız mümkün mü?  Alışkanlıklarımızı değiştirebilir miyiz? Başlıklar kısa, ama yol uzun.

  • Doğru beslenmek
  • Zararlı alışkanlıklardan uzak durmak
  • Hareketli yaşamak
  • Olumlu düşünmek

Tangocular için sağlık kategorisinde bunlar hakkında yazacak, kaynak ve deneyim paylaşacağım. Umarım böylece hepimiz daha mutlu Tangocular olabilir, uzun yıllar da keyifle dans etmeyi, Tango yaşamayı, Tango paylaşmayı  sürdürürüz.

Sevgi ve şifa dileklerimle,

Aren Leon


0 yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir